Hazreti Muhammed (sav)’in Kardeşlik ve Barışa Katkıları


Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By Asrevya

Alt 1 hafta önce   #1
 Asrevya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kaydolma Tarihi: 01 Haziran 2018
Mesajlar: 2,932
Konular: 1680
Alınan Beğeni: 1360
Verilen Beğeni: 1240
Seslenildi:: 54 Mesaj
Etiketlendi: 9 Konu
Tecrübe Puanı: 25
Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.Asrevya ilgi çekmeye başlıyor.
@Asrevya
Standart Hazreti Muhammed (sav)’in Kardeşlik ve Barışa Katkıları

Hazreti Muhammed (sav)’in Kardeşlik ve Barışa Katkıları

Arıları beysiz, karıncaları rehbersiz bırakmayan Allah insanları da peygambersiz bırakmamıştır.

Bunun için Yüce Allah tarih boyunca çeşitli topluluklara peygamberler göndermiştir. Peygamberler, insanlara kurtuluş ve doğru yolu göstermek, bilgi vermek, ahireti hatırlatmak, ibadetleri öğretmek ve toplumda insanların barış içinde yaşamasını sağlamak üzere gönderilmişlerdir. İlk peygamber insanlığın da babası olan Hz. Âdem, son peygamber ise Hazreti Muhammed (s.a.s.)’dir.

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.s.), savaşmak ve insanlara korku vermek için gönderilmemiş, bilakis insanlara barış getiren bir elçi, güzellikleri insanlara hatırlatan bir müjdeleyicidir. Hayatı boyunca hep barışa yönelik çaba ve gayretler içinde olmuş, davranışlarıyla da bunu göstermiştir.

Hılfü’l-Fudûl Teşkilâtına Katılışı

Hz. Muhammed (s.a.s.)’e daha peygamberlik verilmeden önce Mekke’de, haksızlık ve adaletsizliğin önüne geçmek için ve özellikle dışarıdan gelen tüccar ve diğer insanların can ve mallarını korumak için Hılfü’l-Fudûl (Erdemliler Birliği) adında sivil bir oluşum kurulmuştur. Peygamber Efendimiz de daha yirmi yaşında iken amcalarıyla beraber bu kuruluşa aktif olarak katılarak Mekke’de asayiş ve düzeni sağlamak, insanların barış, kardeşlik ve huzur ortamında yaşamaları için çalışmıştır. Allah Rasûlü (s.a.s.), peygamberlikle şereflendikten sonra dahi bu barış ve adalet teşkilâtının çalışmalarından son derece memnun kaldığını şu sözlerle ifade etmiştir: “İslâm’da da böyle bir cemiyete çağırılsam, yine icabet ederim.”

Hacerü’l-Esved’i Kâbe’ye Yerleştirilmesi

Peygamber Efendimiz her şeyden önce bir rahmet, barış ve sevgi peygamberiydi. Her yerde insanlara güven ve emniyet telkin ediyordu. Onun için onun lakabı peygamberliğinden önce dahi Muhammedü’l-Emin (Güvenilir Muhammed) idi. Bulunduğu yerde insanlar arasındaki huzursuzlukları, kavgaları, düşmanlıkları, kısaca her türlü problemleri bir kahve içme rahatlığı içerisinde çözebiliyordu. O’nun (s.a.s.) nübüvvetinden önce Mekke’deki Kureyşliler Kâbe’yi yıkarak yeniden yapmaya karar verdiler. Yardımlar toplandı, gerekli malzeme temin edildi. Hazreti İbrahim’in attığı temele kadar yıkarak duvarları yeniden örmeğe başladılar. Ancak “Hacerü’l-Esved” adlı mübarek taşı yerine koyma sırası gelince anlaşamadılar. Her sülâle bu şerefin kendilerine ait olmasını istiyordu. Neredeyse aralarında savaş çıkacaktı ki, bu esnada içlerinden biri “Kâbe’nin şu kapısından girecek olan ilk kişiyi aramızda hakem kabul edelim ve onun dediğini yapalım.” dedi. Bu görüş kabul edildi ve beklemeye başladılar. Kısa zaman sonra kapıdan içeri giren ilk kişi Hz. Muhammed (s.a.s.) oldu. Onu gören herkes sevinmiş ve “İşte Muhammedü’l-Emin geliyor!” diye sevinç çığlıkları atmışlardı. Durumu Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e anlattılar, O da Hacerü’l-Esved’i bir yaygı üzerine koydu ve her sülâle reisine yaygının bir ucundan tutturarak Kâbe’nin duvarına yerleştirdi. Allah Rasûlü (s.a.s.), engin zekâsıyla barışçıl bir şekilde, çıkmak üzere olan savaşı önlemiş oldu.

Medine’deki Müslümanları Kardeş İlân Etmesi ve Tarihî Medine Anlaşması

Mekke’de kendisine ve inanan insanlara yapılan işkenceler dayanılamayacak hâle gelince Peygamber Efendimiz, müminlerle beraber Medine’ye hicret etti. Medine’de öncelikle “muhacir” Mekkeli Müslümanlar ile “ensar” Medineli Müslümanları kardeş ilân etti. Hatta uzun seneler savaş halinde bulunan Evs ve Hazrec kabilelerini de birleştirdi. Allah Rasûlü (s.a.s.) tarihte bir ilke imza atarak Medine Anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmaya göre, Müslümanlarla Yahudiler barış içinde yaşayacaklar ve hem Müslümanlar hem de Yahudiler kendi dinlerini özgürce yaşayabilecekler, kimse kimsenin dinine karışmayacaktı.

Mekke’nin güneyinde kalan Necran bölgesi, Hicaz’ın Hıristiyanlık merkezi durumunda idi. Yine Rasûlüllah Efendimiz, Necran Hıristiyanları ile yaptığı anlaşmada onlara, hem kendilerine hem de daha sonraki nesillerine şâmil olmak üzere, kimsenin dininden döndürülmeyeceği, dinlerinin, mabetlerinin, haç ve suretlerinin masum kalacağı, din adamlarının dinî mevkilerinden, rahiplerin rahiplikten uzaklaştırılmayacakları konusunda teminat vermiş ve verdiği sözleri de yerine getirmiştir.

Yapılan bu anlaşmalardan anlaşıldığı gibi, Müslüman olmayanlara da tam bir özgürlük veriliyordu. Böylece rahmet peygamberi Hz. Muhammed (s.a.s.) Medine’de kin, nefret ve düşmanlık içinde değil, hem Müslümanların kendileri arasında hem de diğer dinlere mensup insanlarla barış ve kardeşlik içinde yaşamalarını sağlamış, barış ve huzur ortamı oluşturmuştu.

Hudeybiye Anlaşması

Müslümanlar Mekke’den Medine’ye hicret edeli 6 yıl olmuş ve ibadet ederken yüzlerini çevirdikleri, kıble olarak kabul ettikleri Kâbe’nin özlemini içten içe yaşıyorlar ve Beytullah’ı ziyaret edecekleri günü hasretle bekliyorlardı. Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.s.) gördüğü bir rüyadan sonra ashabına Kâbe’yi ziyaret edeceklerini müjdeledi. Peygamberimizin niyeti sadece Kâbe’yi ziyaretti. Bu maksatla ashabına savaş için silâh almalarını yasaklamış ve sadece yolcuların kuşandıkları kılıçlar ile kurbanlık develer almışlardı. Hudeybiye mevkiine geldiklerinde durakladılar. Bu arada Mekkeliler telâşlanmışlar ve Peygamber Efendimizi Mekke’ye sokmamak için her türlü önlemi alacaklarını bildirmişlerdi. Aralarında elçiler gelip gitti. Yine rahmet peygamberi, barış elçisi Allah Rasûlü sadece ve sadece savaş çıkmasın, kan dökülmesin diye Mekkelilerle barış anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre, Müslümanlar Mekke’yi bu sene ziyaret etmeyecek ve geriye döneceklerdi. Böyle ağır şartları Peygamber Efendimiz kan dökülmesin diye barış adına kabul etmişti. Ayrıca Hudeybiye anlaşması olarak bilinen bu anlaşma esnasında Peygamberimizin barışa ne kadar önem verdiğini gösteren şöyle bir hadise yaşanmıştı:

Peygamberimizin yanında kâtip olarak Hz. Ali vardı, karşı tarafta ise Amr oğlu Süheyl. Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’ye yazmasını söyledi: “Bismillâhirrahmânirrahîm. Bu anlaşma Rasûlüllah Muhammed ile Kureyş elçisi Süheyl arasında yapılmıştır.” Yazının burasında Süheyl itiraz etti: “Rahmân’ sözünü anlamıyoruz. Ayrıca senin Rasûlüllah olduğunu kabul etseydik, böyle bir anlaşmaya gerek kalmazdı. ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ yerine ‘Bismikâllâhümme’, ‘Rasûlüllah’ yerine de ‘Abdullah oğlu Muhammed’ yazılması yerinde olur.” teklifinde bulundu. Peygamberimiz (s.a.s.), Hz. Ali’ye yazdıklarını Süheyl’in dediği şekilde düzeltmesini söyledi. Hz. Ali, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ yerine ‘Bismikâllâhümme’ yazdı, ancak ‘Rasûlüllah’ yazısını silmek kendisine ağır geldi ve silemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Allah Rasûlü, yine barış adına ‘Rasûlüllah’ yazısını bizzat kendisi sildi ve yerine ‘Abdullah oğlu Muhammed’ yazdırdı.

Mekke’nin Fethi

Mekke fethedilmiş ve Müslümanlar 10 sene sonra kendi yurtlarına dönmüşlerdi. Şimdi herkes, bir zamanlar onları kendi evlerinden, topraklarından kovan, akla hayale gelmedik işkenceler yapan insanlara, Allah Rasûlü’nün ne yapacağını merak ediyordu. Peygamber Efendimizin ağzından çıkan bir peygambere yakışır şekilde, affedici ve barış dolu sözlerdi: “Bugün hepiniz hürsünüz!”

Peygamber Efendimiz vefat etmeden önce îrâd buyurduğu Veda Hutbesi’nde de barış ve kardeşliğe vurgu yaparak: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap olana, kırmızı tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin de kırmızı tenliye hiç bir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takva iledir. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Böylece bütün Müslümanlar kardeştir.” buyurmuş ve topyekûn bütün insanları barış içinde yaşamaya çağırmıştır.

“Hepiniz bir tarağın dişleri gibi eşitsiniz” buyuran Rasûlüllah Efendimiz (s.a.s.) gerek hâl ve hareketleri, gerekse sözleriyle insanların barış, kardeşlik ve huzur içinde yaşamalarını ne kadar da çok istediğini çok rahat bir şekilde görebilmekteyiz. Bunun için batılı bir bilim adamı olan Bernard Shaw’un dediği gibi “İnsanların problemlerini bir kahve içme rahatlığı içerisinde çözen Hz. Muhammed’e günümüzde ne kadar çok muhtacız.”

Gözümüzün Nuru Hazreti Muhammed’e olan ihtiyacımızı büyük şair Mehmet Akif şöyle dile getirir:
“Dünya neye sahipse, O’nun vergisidir hep;
Medyûn O’na cemiyeti, medyûn ona ferdi,
Medyûndur O masuma bütün bir beşeriyet…
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.”


Alıntı

Mezarkabul bunu beğendi.



Kullanıcı Kişisel İmzası
Hayatın Kalbine Yürü!
Asrevya isimli Üye şuanda  online konumundadır  

HAKKIMIZDA
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.4
Yazılımın telif hakkı sahibi: Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.

ForumAilesi, lisanslı yazılım kullanmaktadır.


YASAL UYARI

ForumAilesi.Com, içerik sağlayıcı bir forum sitesidir. İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkındaki 5651 sayılı kanunun, içerik sağlayıcılar hakkındaki hükümleri düzenlediği dördüncü maddesi uyarınca; içerik sağlayıcı, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumludur. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, içerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Dolayısıyla her katılımcımız yaptığı paylaşımlardan, kendi yazdığı yorumdan fiilen sorumludur.
İçerik sağlayıcı niteliğini haiz forum sitemiz üzerinde, hukuka aykırı gördüğünüz içeriklerin bildirimlerini iletişim bağlantısından bizlere iletirseniz en geç iki (2) iş günü içerisinde hukuk birimimizce gerekli inceleme, gerekiyorsa işlem ve tarafınıza dönüş yapılacaktır.
Yapılan paylaşımların ve paylaşımlara yazılan yorumların IP kayıtları teknik ekibimizce tutulmakta olup, yasa ihlâlleri hakkında makul şüphenin oluşması durumunda bu veriler kolluk makamlarıyla paylaşılacaktır.
Sitemap
1, 246, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 226, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 161, 162, 163, 164, 165, 166, 167, 171, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195, 196, 197, 198, 199, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 206, 207, 208, 209, 210, 211, 212, 213, 214, 215, 216, 217, 218, 219, 220, 221, 222, 223, 224, 225, 227, 228, 229, 230, 231, 232, 233, 235, 236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243, 244, 245, 252, 247, 248, 249, 250, 251, 253, 254, 256, 255, 257, 258, 259,